Linkler | İletişim
«« Önceki Sayfa

BAŞKANIN MESAJI

KORKU KÜLTÜRÜ

KORKU KÜLTÜRÜ
İyilik iyilerin, kötülük ise şer kişilerin eseridir.
K.Ersanlı


Korku, varlığını tehlikede hisseden bireyin, doğuştan getirdiği “varlığını koruma güdüsüne” dayalı olarak gösterdiği, huzursuzluk verici bir tepkidir. Korku, doğuştan getirilen korunma güdüsünün bir tepkisi olmasına rağmen şartlanma, deneme-yanılma ya da sosyal öğrenme yoluyla kazanılan ve biçimlenen bir duygudur. Korkunun ifade biçimi, çevresel uyarımlara bağlıdır. Korku veren uyarıcıların türü ve korku duygusunun ifade biçimi, kültürden kültüre ve bireyden bireye değişir.
Korkular 1–2 yaşlarından itibaren şekillenir ve korku veren durumlar, ilerleyen yaşlara göre değişir. Küçük çocuklar, hayal ürünü varlıklardan, yalnız kalmaktan veya karanlıktan korkarken, daha sonraki yaşlarında aşağılanmaktan, sömürülmekten ve alay edilmekten korkarlar. Yani korku, sonradan kazanılan ve biçimlenen bir duygu türüdür. Bireyden bireye yoğunluğu değişse de hemem hemen herkesin kendince korkuları olur. Korku, insanın davranışlarına eğmen olacak bir düzeye ulaşırsa; o kimsenin doğru düşünmesini, verimliliğini, kendisiyle ve çevresiyle olan barışını, kısacası ruh sahlığını bozar, onu mutsuz kılar.  Bu insanlardan oluşan birlikteliklerin gerçek anlamda sosyal bir grup olduğunu söyleyemeyiz. Böyle birlikteliklerin sürüden farkı olmaz. Sürü nasıl biri tarafından güdülüyorsa; bu tür birlikler de korku unsuru yaratanlar tarafından adeta güdülmektedir. Böylesi bir durum, insanın var oluşsal gayesine ters düşmez mi, ne dersiniz?
Korkan kimsenin eylemleri ya saldırı ya da sinme davranışlarıyla şekillenir.  Bu iki tür eylem tarzının dışında başkaca bir davranış tarzı olamaz, olması da mümkün değildir. Çünkü davranışların kaynağında, varlığını tehdit algısı bulunmaktadır. Bu algının yarattığı kuşkuları, şüpheleri, kaygıları onu sürekli gerilimli kılar. Gerilim artıkça da teller yavaş yavaş kopar, kendisine ve çevresine zarar vermeye başlar. İşte korkulu yaşayışın hazin tablosu…!
Anlaşılıyor ki, gerek bireyin gerekse toplumun eğitiminde ve yönetiminde korkunun faydadan çok zararı var. Uygun davranışın oluşmasında korku varsa, korku unsuru ortadan kalktığında tam tersi davranışı ortaya çıkması kaçınılmaz olur.  Korku kültürü ile biçimlenen inanç dahi anlamlı olmaktan çıkar. İnancım, Allah’ın gazabından korktuğum için değil, sevgisine olan sınırsız isteğimden kaynaklanmakta, O’na karşı sorumluluk anlayışıyla şekillenmektedir. Böyle olması da gerekmez mi, ne dersiniz? “Sen bilirsin deyince değirmende dövüş olamaz.” derler ya karşılıklı anlayış ve kabulden yana olduğum için, en iyisini ve doğrusunu siz bilirsiniz diyorum.  Yüce Yaratan’ın sıfatlarına baktığımızda; doksanının cemal, sadece dokuzunun celal içerikli olması, korkutmanın ne denli gereksiz olduğunu anlamaya yetmez mi?
Mademki birey ve toplumun eğitim ve yönetiminde korku kültürü olumsuz sonuçlar veriyor, o halde anne-baba olarak çocuklarımızı, amir olarak yönettiklerimizi, siyasiler olarak halkımızı niçin korku kültürü ile yönetiyoruz?  Belki de işin kolayı bu! Unutmamak gerekir ki her kolay olan faydalı ve değerli değildir. Önemli olan bireye sorumluluk kültürünü kazandırmak olmalıdır. Sorumluluğunun bilincinde olan insan cezadan korktuğu için değil, sorumluluklarının bilincinde olduğu için uygun ve doğru davranışlarda bulunarak hem kendi hem de çevresinin gözünde değer kazanır, mutluluğu yakalar. Yetişmiş insanın yetiştirme gibi bir sorumluluğu vardır, kızmaya ve korkutmaya hakkı yoktur. Olgun insandan beklenen mutlu ve huzurlu yaşamanın ve yaşatmanın yallarını açmak ve zeminini hazırlamaktır. Bunun bir tek yolu vardır o da; korku kültüründen değil, anlayış ve kabule dayalı sorumluluk kültüründen geçmektedir. Böylesi bir kültürün başta ailemiz, kurum ve kuruluşlarımız olmak üzere tüm insanlığa egemen olması hepimizin dileği olsa gerek, derim, yine de siz bilirsiniz.
Kurtman hocayım, doğru varmak isterim menzile,
Korkuyu değil, sorumluluğu yöntem olarak seçmişim.
Eğitim ve yönetimde sevgi, saygı varken korkutmak niye,
İnsanım için, insanlık için, aklın yolunu seçmişim.

Diğer Mesajlar

 
 
 
 
 
   
Tüm Mesajlar www.hosgoruvesevgiocagi.org.tr
   DERNEK DUYURULARI
VI. Uluslararasi Canik Sempozyumu

Degerli meslektaslarimiz,

Sizleri, Samsun Canik Belediyesi’nin öncülügünde Ondokuz Mayis Üniversitesi Egitim Bilimleri Bölümü, Samsun Milli Egitim Müdürlügü, Türk Psikolojik Danisma ve Reh

Türk PDR Dernegi Samsun Subesi Kongre Duyurusu

Yeterli çogunluk toplandigi taktirde 13/03/2016 tarihinde, yeterli çogunluga ulasilamadigi taktirde ise 27/03/2016 tarihinde Türk PDR Dernegi Samsun Subesi Kongresi yapilacaktir.  

Engelimize Degil Potansiyelimize Bakin


Samsun Valiligi koordinasyonunda Canik Belediyesi tarafindan yürütülmekte olan bu proje, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanligi tarafindan ODES programi kapsaminda finans edilmektedir.
   ÖZLÜ SÖZ
   ANKET
 İlkerimizi Beğeniyor Musunuz ?
Evet(96%)
Hayır(3%)

   
286 kişi oyladı.
   MAKALELER
Makaleler İçin Tıklayınız.