Linkler | İletişim
«« Önceki Sayfa

BAŞKANIN MESAJI

BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜ

BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜ


Canlılar âlemine baktığımızda; basit ya da karmaşık ilişkiler ağından oluşan bir ortak yaşayış biçiminin olduğunu görürüz. Karıncalara, arılara, kurtlara, kuşlara hangi canlı türünün yaşayışına bakarsak bakalım bir birlikteliğin yaşandığını rahatlıkla söyleyebiliriz.  Toplum da bu ortak yaşayışın bir ürünü değil mi?  İnsanların dışındaki diğer canlılar âlemi bunun içgüdüsel dediğimiz genlerine işlenmiş güçler vasıtasıyla sürdürürken insanlar ise, bu ortak yaşayışın bir ürünü olan, kültür vasıtasıyla başarmaktadır. İlişkiler ağı toplumun kan damarları ise, kültür de o damarlarda dolaşan toplumu yaşatan kandır. Bir organizma yaşayabilmesi için nasıl sürekli kan üretiyorsa; toplumda varlığını uyum içinde sağlıklı olarak sürdürebilmesi için kültürünü günün ve geleceğin sorunlarına çözüm olabilecek düzeyde geliştirmek zorundadır. Kültürel gelişim bu zorunluluğun bir sonucudur.


Toplum deyince tek tek bireylerden söz etmesek de, her bir bireyin varlığını ve orijinalitesini de yok sayamayız. Zaten birini diğerine tercih etmek, sadece birini değil zaman içinde her ikisini de çökertir, bitirir. Bu nedenle bireyi topluma, toplumu da bireye tercih edemeyiz. Toplum farklı bireylerden oluştuğu gibi farklı anlayış ve çeşitli eğilimlere sahip olan gruplardan da oluşmaktadır. Olması gereken de budur. Bireyler birbirinin nasıl varlık sebebi ise, farklı gruplar da birbirlerinin öyle varlık sebebidir. Taban tabana zıt olabilirler, varoluşun temelinde zıtların hem çatışmasının hem de dayanışmasının olduğu gerçeğini nasıl inkâr edebiliriz.  O halde toplumsal varlığın ahengi ve sürekliliği, o toplumu oluşturanların kurumların, grupların ve bireylerin birbirlerini varlık sebebi olarak algılamasına ve birbirlerini ötekileştirmemesine; uzlaşmasına ve anlaşmasına bağlıdır. Uzlaşı kültürü, aile içinde, evlilik ve komşuluk ilişkilerinde iş yerinde, siyasette kısacası günlük yaşamın her alanında olması gerekir. İster aile, ister bir kurum- kuruluş ve isterse tolum olsun mensuplarını birbirine bağlayan güç sevgi, dayanışmalarının kaynağı ötekinin kabulü, yani saygı, verimli olmaları ise uzlaşmacı tutum ve yaklaşımlarıdır. Bu yazımda özellikle birlikte yaşama kültürünün temel dinamiklerinden “uzlaşmacı tutum ve anlayış” üzerinde durmayı yeğledim. 


Evet, uzlaşma kimine göre tek taraflı bir özveri, kimine göre yok oluş, kimine göre ise, birlikteliğin gereği bir tutum. İnsan olarak farklı düşüncesi ve anlayışta olmamıza rağmen en önemli özelliklerimizden biri uzlaşmaktır. Bu nedenle uzlaşma günlük kullanımda olumlu bir anlam taşımaktadır. Ancak bu kavramların sınırlarını iyi belirlemek gerekir. Uzlaşmanın temelinde bilgi, saygı, sevgi, insanlık adına fayda olmalı, hak ve nefaset bulunmalıdır. Bunlar olmalıdır ki, uzlaşma sonunda olumsuz sonuçların yaşanmasın.


Uzlaşma, önyargıların yıkılmasını, korku kültüründen arınmayı, her şeyden öte iyi niyeti gerektirir. Bin bir kurnazlıklar planlayarak yapılan uzlaşma, uzlaşma değil, sahtekârlık olur,  hilekârlık olur, sömürü olur. Böylesi bir sonucu istemeye de kimsenin hakkı yoktur. Çünkü uzlaşma kültürü çıkarcı bir tutumun değil, insanca yaşamanın adıdır. Bu açıdan gerçek bir uygarlık göstergesidir. Birliktelik, dayanışma, sosyal barış uzlaşma ile mümkün olur. Uzlaşma, anlaşma amacı taşıyan bir yaklaşımın ifadesidir. Uzlaşmak demek,  teslim olmak ya da teslim almak demek değil, bir özveridir, kaybederken kazanmak olmalıdır. Bunu içinde öncelikle kendimizle uzlaşmamız gerekmez mi? Kendisiyle uzlaşamayan bir kimsenin, başkaları ile uzlaşmasını bekleyebilir miyiz, ne dersiniz? Aynaya baktığında görüntüsüyle barışık olmayandan tabiî ki başkalarıyla barış içinde yaşamasını da bekleyemeyiz derim, demesine, ama daha doğrusunu siz bilirsiniz.


Kurtman Hoca bir’de buluşup bir’e kavuşalım,
Neye yarar birlik, karlı dağların karı eridikten sonra.
Sel suları gelmeden, set olalım, bent kuralım,
Neye yarar birlik, sel suyuna gark olduktan sonra.


Bana bir ben gerek, sırrına erip seni bulmak için.
Bade sundular bir kadeh içtim, tadına doyamadım,
Kurtman Hocayım, çok uğraştım sırrına ermek için.

Diğer Mesajlar

 
 
 
 
 
   
Tüm Mesajlar www.hosgoruvesevgiocagi.org.tr
   DERNEK DUYURULARI
VI. Uluslararasi Canik Sempozyumu

Degerli meslektaslarimiz,

Sizleri, Samsun Canik Belediyesi’nin öncülügünde Ondokuz Mayis Üniversitesi Egitim Bilimleri Bölümü, Samsun Milli Egitim Müdürlügü, Türk Psikolojik Danisma ve Reh

Türk PDR Dernegi Samsun Subesi Kongre Duyurusu

Yeterli çogunluk toplandigi taktirde 13/03/2016 tarihinde, yeterli çogunluga ulasilamadigi taktirde ise 27/03/2016 tarihinde Türk PDR Dernegi Samsun Subesi Kongresi yapilacaktir.  

Engelimize Degil Potansiyelimize Bakin


Samsun Valiligi koordinasyonunda Canik Belediyesi tarafindan yürütülmekte olan bu proje, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanligi tarafindan ODES programi kapsaminda finans edilmektedir.
   ÖZLÜ SÖZ
   ANKET
 İlkerimizi Beğeniyor Musunuz ?
Evet(96%)
Hayır(3%)

   
286 kişi oyladı.
   MAKALELER
Makaleler İçin Tıklayınız.